38.-40. Gün – Unutulmazların 3 günü
Hakan ertesi sabah uyandığında biraz daha iyi durumdaydı, ama hala iyileştiği iddia edilemezdi. İş yerini arayıp izin istedi, ancak benim bugün mutlaka gitmem gerekiyordu. Ona biraz etimek, çay ve ilacını verdikten sonra işe gitmek üzere evden çıktım. Cuma günlerini çok seviyorum, çünkü günün nasıl geçtiğini ve bittiğini fark etmiyorum bile.
Gün içersinde Hakan’ı birkaç kez arayıp nasıl olduğunu öğrendim. Sesi gayet iyi geliyordu. Evden biraz çalışmaya başlamıştı. Günün asıl önemli konusu Cemom’dan cevap gelmişti.
İşte Cemom’un cevabı:
Canım,
Bu konular e-maillerde tartışılacak gibi değil. Bana biraz zaman ayırırsan haftasonu bu konuyu etraflıca konuşalım.
Haber bekliyorum!
Bu cevap beni hem mutlu etti hem de biraz korkuttu. Cemom normalde uzun uzadıya mail yazan bir adam, belki gerçekten kopuş noktasına gelmiştir diye endişelendim. Diğer taraftan onu görecek olmanın heyecanına girdim. Tabii Hakan’dan bunun için izin istemem gerekiyordu, çünkü normalde tüm haftasonunu bir arada geçiriyorduk.
Akşam işten çıkıp Hakan’ın yanına gittim. Eve geldiğimde Hakan gayet keyifliydi. Biraz muhabbet ettikten sonra sahile inip dolaşmaya karar verdik. Hava çok güzeldi. Dolaştıktan sonra Bebek Kitchnette’de yemek yedik. Yemek boyunca Hakan’la masa altında oynaştık. Her zaman olduğu gibi bu sefer de eve kendimizi zor attık. Koltukta biraz seviştikten sonra kahve yapmak üzere mutfağa gittim. Suyun ısınmasını beklerken Hakan geldi yanıma ve hafif ısırıklarla kulağımın etrafında oynaştı. Kulağım ve sırtım benim en hassas bölgelerim. Dolayısıyla su ısınmasa da ben bir anda alev aldım diyebilirim. Bu şekilde mutfak tezgahına dayanarak sevişmeye başladık. Tezgah yetmediğinde ise yerde devam ettik. Mutfağın soğuk taşlarında sevişmek de ayrı bir zevkti. Bir yandan alevlenen vücutlarımız, diğer yandan vücutlarımızı soğutan taşlar. Bunu arada bir yapmalıyız. Sevişmemiz bittiğinde ise salonda film izlemeye devam ettik.
Ben bir arada Hakan’ın yanından kurtulup internete girdim. Bir websitesinde bir porno buldum. Bunu tabii ki ona söylemedim. Karşı koltukta yatmış sessiz sedasız porno izliyordum. Aradan 10 dak. geçtiğinde farkında bile olmadan mastürbasyona başlamışım ve ancak Hakan niye inliyorsun aşkım dediğinde ne yaptığımın farkına vardım. Tabii o da beni bu halde görünce yerinde kalkıp yanıma geldi. Porno izlediğimi görünce sırıtarak bana baktı ve birlikte izlemeye başladık. Tabii ki izlemekle kalmadık. İzlediklerimizi uygulamaya da koyduk.
Yatmadan önce Hakan’a Cem’le buluşup konuşmam gerektiğini söyledim ve ondan yarın için izin istedim. Hakan tahminimden daha anlayışlı davranarak tabii ki dedi. Bunun üzerine Cemom’a mail attım. Yarın saat 13:00’ten sonra evdeyim, müsaitsen gelmene sevinirim.
Gelicem diye cevap gelince sevindim.
Sabah Hakan’la uyandıktan sonra kahvaltı yaptık. Sonrasında ben izin isteyerek eve geçtim.
Eve gelip biraz sağı solu topladım. Kapı çaldığında daha yeni işim bitmiş kahvemi içiyordum.
Cemom’la geldi ve her zamanki gibi sıcak olmasa da sarılıp öptü. Bu beni biraz rahatlattı.
Uzun uzun konuştuk. O itiraflarda bulundu, ben bulundum. Ağladık, öpüşüp sarıldık ve sonunda bu konuları bir daha konuşmamaya, Hakan’la ise ilişkimize saygı duyduğunu ve bu yüzden birlikteyken bizimle buluşmayacağına ve blogumu okumamasına (okursa da bana tepki vermemesine) karar verdik. Tabii bu durum bi takım zorluklar da içeriyordu. Çünkü bu işin yılbaı var, doğum günü var. Ama şimdilik o kadar ileriye dönük programlar yapmamaya karar verdik. Bütün bu konuşmalar esnasında 2 şişe şarap bitirmiştik. İkimiz de gayet çakır keyifliydi.
Canan’a son durumu bildirmek için telefon açtığımızda aşırı bir sinir küpü bulduk karşımızda. O da Efe’yle kavga etmiş ve sanırım ayrılacağız deyip duruyordu. Ama çok aşığım ayrılmak istemiyorum diye zırlayıp durdu. Onu da yanımıza çağırdık ve bir şişe daha şarap açtık.
Gecenin sonunda 3’ümüz de birbirimize sarılıp ağlıyorduk. Gece yarısına doğru ikisi de evine gitti. Bende internetin başına geçtim ve Hakan’la chatleşmeye başladım. Biraz sanal sekse dönüşen konuşmamızın sonunda Hakan yanına geliyorum diye son mesajını yazıp offline oldu. Normalde gelmesi 10–15 dak. sürüyordu. Bende bu süreyi değerlendirip henüz kullanmamış olduğumuz son kostümümü giydim üzerime. Ancak Hakan geliyorum demesinin üzerinden yarım saat geçmişti. Telefon açtım, 20 dak. yanındayım aşkım deyip telefonu kapadı.
Bir şeyler yapıyordu yine ama dur bakalım diyerek kendimi telkin ettim.
Yarım saat sonra kapı çaldı, kapının arkasına saklanarak kapıyı açtım (komşuların beni bu şekilde görmesini de istemezdim tabii). Hakan içeri girdi ve kapının arkasına sırıtarak baktı. Bu seferki kostümüm biraz daha vahşiceydi. Çünkü üzerime lake bir tulum, yüzümde de bir maske ve ayağımda yüksek topluklu ayakkabılarım vardı. Elimde kelepçelerimle Hakan’ı karşıladım. Hakan beni elimde tutup oturma odasına götürdü ve çantasından bir paket çıkardı. Paketi açtığımda içinden bir paket daha çıktı. Diğer paketi de açtım ve bu sefer de yine bir paket çıktı. Paket gitgide küçülmüştü bende Hakan’a bakıp duruyordum. Devam et diyip durdu. Yeni çıkan paketi de açtığımda içinden bir mücevher kutusu ve yanında bir not: Daima yanında olmak istiyorum!
Sadece sırıttığımı fark ettim. Kutuyu açtığımda içinde bir kolye çıktı. Çok güzel, çok nazik ve tam da benim tarzım olan bir kolyeydi. Hakan boynuma kolyeyi taktı, ama üzerimde maalesef kostümüm olduğundan ve kopmasından korktuğum için çıkarmak zorunda kaldık.
Teşekkür için ona döndüm ve öpmek üzereyken çaktırmadan ellerine kelepçeyi takıverdim. Bundan sonraki dakikalar biraz haşin biraz zor geçti Hakan için. Acıyla sevişmenin de ayrı bir zevk olduğunu fark ettik. Üzerimdeki kostümün gerekli yerlerinde açıklıklar vardı. Bunları kullanarak Hakan’ı son raddeme kadar kullandım. Bağırarak orgazma ulaştığımda ise Hakan şunları çıkar diye yalvarıyordu. Hakan’ın kelepçelerini zar zor çıkarma gücünü buldum kendimde. Mutluluklar karışık yorgunluktan yatağa yığıldım. Bu yetmezmiş gibi Hakan üzerimde kostümü çıkarmaya başladı. Lakenin altından çıkan vücudumun tüm bölümlerini öperek veya ısırarak yolunu buldu. Beni soyduğunda ise diliyle tatmin etmeye başladı. Bunun beni çileden çıkartacağını çok iyi biliyordu. Ama o kadar yorulmuştum ki artık acı vermeye başlamıştı. Bağırmamak için yastığı yüzüme kapadım ve çığlıklar atarak tepkimi gösterdim. Benim daha da acı çekeceğimi ve bunun da benim garip bir şekilde hoşuma gittiğini bildiği için popomu kendisine doğru yaklaştırdı ve sert darbelerle sahip oldu. Bir yandan ters ilişki yaşıyorduk, diğer yandan da eliyle vajinamı tahrik ediyordu. Bu durumda bağırmadan edemedim, mümkün değildi. Ben hayatımda böyle bir orgazm olmamıştım. Şu anda bunları yazarken tekrardan yaşıyorum. Ben orgazma ulaştığımda ise Hakan içimden çıktı ve beni ters çevirerek üzerime boşaldı. Buna bayılıyordum. Bana bu kadar acı çektirdiğiyse bende ona çektirecek diyerek bu sefer ufak bir aranın ardından ben Hakan’a müdahale etmeye başladım. Bu seferki acı sırası ondaydı. Bütün gecemiz birbirimize acı çektirerek geçti. Ve sonunda artık kolumu dahi kımıldatacak halim kalmamış bir şekilde uyuya kaldım. Bu gecemiz gerçekten de en üst noktamız oldu. Bundan önceleri hep inanılmaz gelmişti, ama bu seferki hepsinin en üstündeydi.
Pazar sabahı (öğlen gibi diyelim) uyandığımızda ise kaldığımız noktadan devam etmeye başladık. İlk sevişmemizin ardından banyoya girdim. Banyoda aynaya baktığımda kolyenin boynumda olduğunu fark ettim. Gece taktığımı hiç hatırlamıyordum. Duş alırken Hakan yanıma geldi ve onu da duşa çekip aldım. Birlikte duş almak bana göre dünyanın en keyifli anı. Hele ki bizim gibi bir gece geçirdiyseniz. Bir yandan sular altındayken diğer yandan Hakan bana masaj yapıyordu. Hakan’ın bana değmesi bile bana yetiyordu açıkçası.
Hakan kolyeyi ne zaman taktım farkında değil diye sorduğumda bana sen takmadın, ben sana taktım gece dedi. Hiç fark etmemiştim, zaten pek fark edecek halim de kalmamıştı. Ama bu hareketi beni çok mutlu etti.
Duştan çıktıktan sonra giyinip sahilde dolaşmaya gittik. Yazdan bir gün yaşıyorduk ve bu durum ikimizi de çok mutlu etti. Saatlerce tek bir kelime bile konuşmadan yan yana yürüdük. Akşam ise bir balıkçıya gittik, masada ikimiz de susuyorduk, ama gözlerimiz sürekli iletişim halindeydi. Sürekli mesajlar gidip geliyordu.
Yemekten eve geldik ve hiçbir şey söylemeden ikimiz de yatağa girip yattık. Ben Hakan’ın göğsünde uyuyakalmıştım.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazilmistir
Yazan:yildizcengiz | Tarih: 2009-10-13 17:20:06Konu: Kiskirtici
Lake tulum, maske, topuklular ve kelepce. Bunu sevdim.